CUMHURİYETİMİZİN 100.YILI KUTLU OLSUN. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

c7f0b5e0-0137-46b3-a3b8-2d9f0b4bc37c
NURCAN ERCAN BAKİ DİYOR Kİ:

Sevgili canlarım. 29 Ekim 1923 de doğanınız var mı? Benim etrafımda yok. Bir kişi tanıyorum, çok değerli bir bilim insanı. Kim biliyor musunuz? Muazzez İlmiye Çığ, Türkiye’nin Cumhuriyetimizin yüz akı, Sümerolog Muazzez İlmiye Çığı.

Cumhuriyetin ilanından evvel, Osmanlı döneminde 20 Haziran 1914 yılında doğmuş. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildiğinde 9 yaşında minik bir kız imiş. Bugün 109 yaşında. Allah daha da uzun ömürler versin.

100 yaşında kaç kişi var bilmiyorum. Herhalde parmakla sayılacak kadar azdır.

Cumhuriyetimiz 100 yaşına basıyor 29 Ekim 2023 de. Mutlu olmamız gerekmez mi?

Birinci Dünya harbinin bitiminden sonra, Mondros Mütarekesi yapılmıştı. Bunun akabinde Anadolu ve İstanbul düşman devletlerinin askerlerinin çizmeleri altında inim inim inlemeye başladı.

Anadolu insanı, Türk milleti esaret altında yaşayamazdı. Bunu bilen Mustafa Kemal, çıktı Samsun’a 19 Mayıs 1919’da.  Birleştirdi yaptığı kongreler ile insanları. Şevk verdi, güç verdi, umut verdi. Yapılan istiklal savaşı ile misakı milli hudutlarımız altında bulunan tüm düşman askerleri yurttan kovuldu.23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılmış, İstanbul hükumetine karşı çalışmalarına başlamıştı.

İstiklal savaşından sonra yavaş yavaş, yeni bir devlet kurulmalı idi. Kuruldu da. Netice’de 29 Ekim tarihi özellikle seçildi. 30 Ekim 1918 akşamı imzalanan Mondros Mütarekesinden bir gün önce Cumhuriyet ilan edilerek, şu mesaj veriliyordu dünyaya. Biz Mondros Mütarekesini tanımıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurduk. Laik, Demokrat, Türkiye Cumhuriyeti böylece kurulmuştu.

Şimdi gelin de Cumhuriyeti kutlamayalım. Olacak şey mi? Bütün benliğimizle, devletimizin tüm birimleri ile, vatandaşlarımızın hepsi birlikte, beraberce coşkulu bir şekilde Cumhuriyetimizin 100.cü yılını kutlamamız gerekmez mi? Evet kutlamak zorundayız.

Bizler Cumhuriyet çocukları olarak büyüdük. Osmanlı atalarımız olarak mazide kaldı. Onlara da elbette saygımız sonsuz. Türkiye Cumhuriyeti devleti de, Osmanlının neticede bir devamı sayılır. Sadece rejimi değişti. Yeni çağdaş bir devlet yapısı hayata geçti.

Osmanlı döneminde doğru dürüst hiçbir hakkı olmayan, okuma yazma oranında sıfır denecek kadar az olan Türk Kadınına 3 Nisan 1930’da seçme ve seçilme, aday olma hakkı verildi.

Hatırlayabildiğim kadar İlk kadın Adli Tıp Uzmanı ve Öğretim üyesi Emine Haluka Dumlu (1922).

İlk kadın arkeolog: Jale İnan (1943), İlk kadın Avukat, Süreyya Ağaoğlu (1925), İlk Kadın Belediye Başkanı: Sadiye Hanım (1930), İlk Kadın Ceza ve Ağır ceza Hakimi: Muazzez Halet Işıkpınar (1931), İlk Kadın savaş Pilotumuz: Sabiha Gökçen (1937). Bunların haricinde bir çok kadınlarımız iş hayatına atılmış, kamu kurum ve kuruluşlarında görevler almış, doktor, mühendis, mimar, olmak üzere kadınlarımız her meslek dalında yerlerini almışlardır.

Peki bunları neye borçluyuz. CUMHURİYETE, CUMHURİYETİN KAZANIMLARINA.

Cumhuriyetimizin kurucusu, ilk ve Değişmez Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk, bakın kadınlarımız ile ilgili ne söylemiş: “Dünyada her şey kadının eseridir. Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.” M. Kemal Atatürk

“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” M. Kemal Atatürk

Tüm kadınlarımıza sesleniyorum. 29 Ekim 2023 Pazar günü, sizleri bugünlere getiren Cumhuriyetin 100.cü yılını hep birlikte onurumuzla, gururumuzla, kutlayalım.

CUMHURİYETİMİZİN 100.YILI TÜM ULUSUMUZA KUTLU OLSUN. NİCE YÜZ YILLARA.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE TÜM ŞEHİTLERİMİZİN RUHLARI ŞAD OLSUN.

28.10.2023

Nurcan Ercan BAKİ

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *


Hakkımızda

Hayat çok uzun gibi gözükse de, uzun değil kısadır. Yaşam tecrübelerle olgunlaşır. Ülkemizin milli ve manevi değerlerine sahip çıkmak görevimiz olmalıdır. Ulusal milli birliğimize sahip çıkmalıyız. Bir toplumda dil, din, milli ve manevi değerler kaybolursa, o toplum dağılmaya ve yıkılıp yok olmaya mahkûm olur.


İLETİŞİM

BİZİ İSTEDİĞİNİZ ZAMAN ARAYIN