Allah akıl fikir versin derler. Fikir nasıl bulunur?

ALLAH AKIL FİKİR VERSİN DERLER!

FİKİR NASIL BULUNUR.
Jack Foster bu konuda bir araştırma yapmış ve fikir nasıl bulunur diye kitabında yaptığı araştırmaları değerlendirmiş.
Giriş: Bilginin gerçek değeri, farklı bilgiler ile birleşip harmanlanarak yeni bir fikir üretmekte saklıdır. Yeni bir fikir üretirken aslında sandığımızdan çok daha fazla bilgiye ihtiyaç duyarız. Bu bilgileri yeni fikirlere dönüştürmek tamamen bizim elimizdedir. Fikirler kendi aralarında ayrılırlar; sorun çözen fikirler, insanlara yardımcı olacak fikirler, kalıcı ve kurtarıcı fikirler, her şeyi daha yararlı hale getirecek fikirler, aydınlatıcı ve geliştirici fikirler… Bu kitap bir bilgi hazinesidir. Size nasıl yeni fikirler üretebileceğinizi detaylı bir şekilde sunar. Hangi konumda olursanız olun; yeni fikirler üretme beceriniz daima başarınızın bir kaynağıdır.
Fikir nedir? James Webb Young’ın yaptığı “fikir” tanımı, bu kitabın temellerinden biridir.
‘‘Fikir, eski unsurların yeni bir bileşiminden ne daha geride, ne de daha ileridedir.’
’ Bu cümlenin temel olmasının iki nedeni var: Birincisi, bir fikir yakalarken aslında tek yapmanız gereken mevcut olan bilgilerinizi kullanarak bunları yepyeni bir şeye dönüştürmeniz gerektiğidir.
Çok basit ve kolay olması aslında bunu sizin de kolaylıkla başarabileceğinizi gösteriyor.Çünkü, bunu yapabilmek için dahi olmanız gibi bir koşul yok.
İkinci neden ise, fikir bulmanın esas noktasına dayanıyor ve unsurları birleştirmeye yöneltiyor olmasıdır. Fikir üretirken, mevcut olan düşünceleri birleştirmemiz gerekir. Bu cümle de bize bir nevi birleştirme ve bağlantı kurmanın, başarının anahtarlarından biri olduğunu açıkça gösteriyor.
“İster sanatçı, ister bilim adamı olun, doğanın çeşitlemelerinden yeni bir birliktelik çıkarsadığı anda insan yaratıcı olmaya başlar. Bunu da benzerlikleri daha önce fark edilmemiş şeyler arasındaki benzerliği bularak gerçekleştirir. Yaratıcı beyin, alışılmadık benzerlikleri görebilen beyindir.’’ diyor J. Bronowski.
Bir de Arthur Koestler’in konusunun tümüyle fikre dayandığı Yaratma Sanatı adlı kitabından bir alıntıya bakalım. Kitap, şu tezlere dayanıyor: “Yaratıcı özgünlük, içten var edilmiş bir fikirler sistemi değil aslında iyi kurulmuş düşünce kalıplarının bileşimidir. Bu da çapraz üretkenlik süreci ile gerçekleşir.” Bir fikir, eski unsurların yeni bir bileşiminden öte bir şey değildir.
Hedeflere kilitlenin Şimdi beraber ufak bir uygulama yapalım. Bir ayak genişliğinde ve yüz tane ayak uzunluğunda çelik bir çubuk düşünün. Bu çelik çubuk, 40 katlı bir iş merkezinden caddenin karşısındaki 40 katlı başka bir iş merkezine kadar uzansın. Bu çubuğun üzerinden yürüyerek karşıya geçebilirseniz, karşılığında size bir miktar para verilecek. Buna karşın çoğu kişi yüksek ihtimalle bunu yapmayacaktır. Çünkü bu fazlasıyla tehlikeli bir eylem ve endişe edilip reddedilmesi de oldukça muhtemel.
Peki biraz şartları değiştirip karşı iş merkezinin tepesinde çok önem verdiğiniz bir şeyin siz eğer köprüden geçmezseniz aşağı atılacağı söylenirse ne yaparsınız?
Çoğu kişi yüksek ihtimalle harekete geçecek ve bu köprüyü sandığından çok daha kolay bir şekilde aşıp karşıya varacak.
İki örnekte birbirinden farklı davranmanızın sebebi, hedefinizin ve motivasyonunuzun değişmesi. İlkinde hedefiniz düşmemekken, ikincisinde sizin için çok değerli olan bir şeyi kurtarmak oldu.
Beyniniz otomatik bir şekilde oraya ulaşıp düşmemesini engellemek için bedeninizin nasıl hareket etmesi gerektiğini size gösterdi ve bu sayede yardımcı oldu.
İlkine kıyasla çok daha kolay ve rahat geçmenize yardımcı olan şey, beyninizdi. Eğer beyninizi fikir bulmaya odaklar ve kilitlerseniz, o da onlara nasıl erişebileceğimizi bulup önünüze sunar.
Fikirlere ulaşmak istiyorsanız ilk yapacağınız şey, onlara erişmiş olduğunuzu imgelemek olsun. Bedeninizin işleyişi ve kontrolü beyindedir. Hayal ederek ve gözünüzün önüne getirerek beyninize yapmak istediğiniz şeyi gösterirsiniz. O da size karşılığında bunu nasıl yapabileceğinizi gösterir.
Kafanızı doldurun Daha fazla bilgiye sahip olanlar, daha az bilgiye sahip olanlara göre çok daha fazla fikir üretebilme kabiliyetine sahiptir. Çünkü mevcut bilgilerimiz, yeni fikirlerimizin yapı taşlarındandır. Ne kadar fazla bilir, araştırır ve öğrenirseniz; o kadar yeni fikir üretme yeteneğiniz gelişir.
Ray Bradbury, 12 yaşından beri her gün farklı türden kitaplar okuduğunu belirtmiş. Daha sonrasında yetişkin bir yazar olduğunda ise hala eski okuduklarından esinlendiğini, yeni fikirler yaratırken onlardan yararlandığını dile getirmiş. Bu örnekten de çıkartabiliriz ki, aslında ne kadar bilirsek o kadar fazla fikir sunma imkânımız oluyor.
Eski bilgilerimiz ile yeni bilgiler birbiriyle temas edip ortaya başka fikirler sunuyor. Yeni hobiler edinin, hiç okumadığınız dergiler okuyun, seyahat edin ve yeni diller öğrenin…
Bunlar rutininizden sıyrılmanızı sağlayacak ve ufkunuzu genişletecek. Her gün aynı şeyleri yaparak kaliteli ve farklı fikirler üretmek zordur.
Fikirleriniz, hayat biçiminizle bağlantılıdır. Ne zaman hayatınızı renklendirirseniz, o zaman bambaşka şeyler ile karşılaşır ve onu fikirlerinize yansıtırsınız. Durmayın ve rutininizden çıkın. Düşünme biçiminizi gözden geçirin Düşünceleriniz ne kadar şekillenirse, fikirleriniz de o kadar şekillenir.
Fikirler, düşünerek ortaya çıkar ve anca bu sayede eyleme dökülebilir. Bu nedenle düşünme tarzınız, fikir üretimi konusunda oldukça önem taşır. Farklı düşünme kalıplarını deneyerek düşüncelerinizi çeşitlendirin. Görsel düşünme kalıbı: Çoğumuz sözcükler ile düşünür ve anlaşırız. Bu kalıp ise bizlere şekiller ile düşünmenin, dünya çapındaki birçok yaratıcı beyine ilham ve başarı kazandırdığını açıklıyor.
Einstein, nadiren sözcükler ile düşündüğünü, genellikle kavramlar ve şekiller ile düşünüp sonrasında bunları sözcüklere döktüğünü söylemiştir.
Freud, bilinçaltının derinliklerini iki boyutlu bir resme bakarken keşfetmiştir.
Niels Bohr, atom modelini aslında güneş sistemine benzettiği için keşfetmiştir. Sınırları özgür bırakan düşünme kalıbı: İnsanların büyük bir çoğunluğu kendilerine kısıtlamalar, sınırlar çizerler ve bu yüzden hedeflerine ulaşamazlar. Kendilerini sabote ederler ve baltalarlar. Önlerini kendi koydukları engeller ile kesmiş olurlar.
Bir örnek verelim. Sizden her biri birbirine eşit uzaklıkta olan dört ağaç dikmenizi istiyorum. Yüksek olasılıkla tüm ağaçları yan yana diktiniz ve bu yolun doğru olmadığını gördünüz. Daha sonra aynı düzlem zorunluluğu olmadığını fark edip iki ağacı diğer iki ağacın üstüne/altına dikip kare şeklini aldırarak doğru cevabı vermiş oldunuz. Soruyu çözmenizi sabote edip engelleyen kişi yalnızca sizdiniz. Kendiniz önünüze kısıtlamalar koyup çözmenizi engellediniz.
Bu hayatta sık sık karşımıza çıkan bir durumdur. Bunun bilincinde olup adımlarınızı kendinizi sınırlandırmadan atarsanız, aslında bu konuda ne kadar özgür olabildiğinizi keşfedeceksiniz. Bunların size getirileri elbette ki olacak. Yatay düşünme kalıbı: Yatay düşünme, dolaylı düşünmelerde sıçramalar yaparak düşünmeye verilen addır.
Mantıklı yolda ilerlemek şart değildir. Alternatif yollara sapılabilir. Çıkmaz sokağa denk geldiğinizde bile yolun etrafından dolanıp çıkış bulunabilir. Problemi tarif edin Her sorunun bir çözümü vardır. Fakat sorunu düzgünce tanımlayamadan çözüme ulaşmak olanaksızdır.
Einstein der ki, ‘‘Sorunun formüle edilmesi, çoğu kez yalnızca matematiksel ya da deneyimsel beceriler gerektiren çözümden daha önemlidir. Yeni sorular ile eski sorunlara yeni bakış açıları getirmek yaratıcı bir hayal gücü gerektirir ve gerçek ilerleme sağlar.’’ Hangi soruları sormanız gerektiğine dikkat etmek önemlidir. Doğru sorular ile doğru tanıma ulaşabilirsiniz. Eğer bir netliğe ulaşamazsanız, sorduğunuz soruları değiştirmelisiniz.
Örneğin, ‘‘Tüm işleri zamanında nasıl yetiştirebilirim?’’ sorusu sizi kestirmeden işi bitirmeye yönlendirir. ‘‘Tüm işlerin zamanında yapılmasını nasıl sağlayabilirim?’’ sorusu ise iş yükünün paylaştırılmasının taraftarı olduğunuz bir bakış açısı ile sorulan bir soru olur.
Soru sorarken sorduğunuz sorunun, size gerçek bir cevap sunabileceğinden emin olun. Unutmayın yanlış sorulan soru, size yanlış çözüm getirecektir. Soruları da kendi aralarında ayırmayı deneyin ve size en gerçekçi cevabı verecek olan soruyu bulmaya gayret edin.
Fikri arayın Ralph Price şöyle der: ‘‘Başarısızlığa uğradığınız ana kadar, başarıp başaramadığınızı bilemezsiniz.’’ Bir fikri başka bir fikir ile karşılaştırmadığınız sürece onun işe yarar olup olmadığını bilemezsiniz. Hepimizin aklından gün içerisinde çokça fikir geçiyor ama onları hayata geçirmek için pek enerji harcamıyoruz. Belki çok kaliteli, işe yarar ve size köşeyi döndürecek bir fikri sırf uğraşmak istemediğiniz ya da yararsız olabileceğini düşündüğünüz için ellerinizden kayıp gitmesine göz yumuyorsunuz.
Kendinizi henüz denemeden başarısız ilan ederseniz, başarılı olabileceğiniz bir durumda bile direkt olarak başarısız olma durumuna düşersiniz. Denemekten çekinmeyin. O an enerjiniz yoksa aklınızdakileri not alın. Bir gün hayata geçirmek üzere onu notlarınızda saklayın fakat denemeden denemiş gibi bir tutum sergilemeyin. Bu önünüzü kesmekten başka bir şey yapmaz.
Başarılı olma hayallerinizi suya düşürür. Bir fikriniz yoksa, arayın. Farklı düşünme stilleri ile düşünün. Okuyun, araştırın. İlham kaynağınızı bulun. Birleştirilecek fikirleri bulun. Sorular sorun. Fikir bulmak için yapabileceğiniz çok şey var. Yapmamanız gereken şey ise “Yapmamak”. Yapın, çünkü yapana kadar başarılı olup olmayacağınızı bilemeyeceksiniz.
Kendinize bu şansı verin. Fikrinizi hayata geçirin Olan fikri işe yarar hale sokamamak ile hiçbir fikrin olmaması nereden bakılırsa aynıdır. Bu nedenle ilk amaç, olan fikri işe yarar hale getirebilmektir. Ne zaman işe yarar ise o zaman elle tutulur kaliteli bir fikir sahibi olmuşsunuz demektir.
Geriye kalan ise, onu eyleme dökmektir. Eğer eyleme geçmeyi bekleyen bir fikir varsa, bekletmeyin. Her geçen gün coşkunuz azalır ve gitgide fikrinizi hayata geçirme isteğiniz azalır. Bu nedenle beklemeyin, durağanlığı kırın. Kollarınızı sıvayıp kendinize bir plan ya da yapılacaklar listesi hazırlayın ve bir yerden başlayın. Başladıktan sonra kendinizi fikrinize adamayı ihmal etmeyin. Kendinizi adamazsanız, bu hissedilir ve baştan savma olma ihtimali yükselir. Bu da tüm emeklerinizin kaybı demektir.
Fikrinizi hayata geçirmede ısrarcı olun. Dünyada hiçbir şey ısrarcılığın yerini tutamaz. Bu nedenle bırakmayın ve arkasında durun. Bir engel ile karşılaşsanız da, sizi desteklemeyenler ve yolunuza taş koyanlar olsa da; bunları aştıkça basamak atlayıp yükseleceksiniz.
Fikrinizi hayata geçirmek için ne kadar çaba gösterir ve vazgeçmezseniz o kadar bağlanır, özdeşleşirsiniz. Çaba göstermekten çekinmeyin. Fikrinizi her daim geliştirmek ana hedeflerinizden biri olsun. Böylece istediğiniz noktaya erişeceksiniz ve tüm emekleriniz hak ettiği değeri görecek.
Son Özet Bu özetteki ana fikirler, genel anlamda bir fikre erişmek için atacağınız adımlar konusunda hemfikirdirler. Atacağınız adımları bilseniz bile, bunları gerçekleştirecek kondisyona sahip değilseniz hiçbir işe yaramayacaklardır. Bu yüzden bir fikir yakalamaya kalkışmadan önce, zihninizin kondisyonumuzu yükseltmemiz gerekiyor. Bu kitap ve içindeki önerilen uygulamalar ile bunu sağlayabilirsiniz. Zihinsel kondisyonunuz yeterli olduğunda fikirleri yakalamaya ve uygulamaya geçirmeye koyulabilirsiniz. Unutmayın bir fikir beraberinde bir şeyler ortaya çıkartmıyorsa, fikir değildir.
Kaynak: file:///C:/Users/ZEKERY~1/AppData/Local/Temp/Rar$DIa3012.47863/G%C3%BCn%202%20-%20Fikir%20Nas%C4%B1l%20Bulunur.pdf


